Bu soru neden şimdi önemli

Uluslararası barış ve güvenliği korumak Birleşmiş Milletlerin ilk amacıdır; barış sözcüğü Antlaşmada, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündeminde, A New Agenda for Peace belgesinde ve Pact for the Future belgesinde geçer. Yine de araştırmacılar barışın ne olduğu konusunda uzlaşmış değildir. International Studies Review’da yayımlanan 2024 tarihli bir derleme, akademik literatürde 61 farklı barış kavramı belirlemiştir. 2025’te Uppsala Conflict Data Program, 1946’dan bu yana herhangi bir yılda kaydedilenden daha fazla Devlet temelli silahlı çatışma kaydetmiş; 2026 Küresel Barış Endeksi (Global Peace Index) ise küresel barış düzeyinde art arda on ikinci yıllık düşüşü kaydetmiştir.
Üye Devletler kararlarında barışa bağlılık taahhüt eder; hukukun, görev tanımlarının ve göstergelerin de barışa katkıda bulunması beklenir. Ancak barışın ne olduğuna dair açık bir tanım olmadan, bunların barışa gerçekten katkıda bulunup bulunmadığını söylemek güçtür. Enstitü bu soru üzerinde çalışmak için vardır. Barış kavramının araştırmada, hukukta, politikada ve uygulamada nasıl tanımlandığını ve kullanıldığını inceler. Amacı, bu anlayışların paylaştığı ortak zemini belirlemek ve bunu küresel barış için kapsamlı bir değişim teorisi olarak ortaya koymaktır. Enstitü tek bir tanımı dayatmaya ya da yeni bir tanım eklemeye çalışmaz. Hükümetlerarası organlardan din önderlerine ve yerel topluluklara kadar her düzeydeki aktörlerin aynı amaçların peşinden ne ölçüde zaten gittiğini inceler. Amacı ayrıca bu ortak zemini, başkalarının onu kendi barış anlayışlarıyla sınayabileceği kadar açık biçimde ifade etmektir. Ortak zemin geçerliliğini koruduğu yerde, bu aktörler onu yasaların, politikaların ve programların barışa gerçekten hizmet edip etmediğini değerlendirmek için kullanabilirler. Bu biçimde ifade edilen ortak zemin, aktörlerin çabalarının birbiriyle rekabet etmek yerine birbirini güçlendirmesini sağlayacaktır.
Aynı zamanda bir çalışma varsayımı olan bir umuttan yola çıkıyoruz: savaşın insanlığın kaderi olmadığı. Bilim insanları tarafından 1986’da hazırlanan ve 1989’da UNESCO Genel Konferansı tarafından kabul edilen Şiddet Üzerine Sevilla Bildirgesi (Seville Statement on Violence), “biyolojinin insanlığı savaşa mahkûm etmediği” sonucuna varır (resmî olmayan çeviri). UNESCO Kuruluş Sözleşmesi, “savaşlar insanların zihinlerinde başladığına göre, barışın savunmaları da insanların zihinlerinde inşa edilmelidir” der (resmî olmayan çeviri). Enstitü, barış daha iyi anlaşıldıkça onu sürdürülebilir biçimde inşa etmenin de kolaylaşacağı öncülüyle çalışır.
Teşekkür
Enstitü, 2025’ten bu yana çalışmalarına gönüllü olarak zaman ayıran Araştırma Kursiyerlerine, sunum yaptığı çalıştayların düzenleyicilerine ve İnsan Hakları Konseyindeki yan etkinliğinin panelistlerine teşekkür eder. Enstitü bağımsızdır ve çalışmalarını yürütebilmek için gönüllü katkılar arar. Esnek ve birkaç yıl için taahhüt edilen katkılar, tamamlanması genellikle yıllar süren kapsamlı araştırma programlarını planlamamıza olanak tanıyacaktır.
Anders Reagan
Direktör, Institute for Global Peacecraft
Çalışmalarımızı okuyun2026 tarihli makaleyi okuyunEnstitüyü destekleyin
